Sokakta Yaşayan Adam ile Muhabbet

 

Muhabbete ısındık, kısa sürede dördüncü röportajımızı da gerçekleştirdik. Oylarınız sonucu bu ay muhabbet yapacağımız kişi sokakta yaşayan bir adam oldu…

Şanslıyız çünkü önceki üç röportajımızda da konuştuğumuz insanlar bize beklediğimizden fazlasını anlattı. Cihangir sokaklarında karşılaştığımız ve hayatının son 20 yılını sokaklarda geçiren Musa Ağabey de bizi hayat hikayesi ve anlattıklarıyla şaşırtmayı başardı.

Bir iş arkadaşımızın tavsiyesiyle Musa Ağabeyden haberdar olduk. Cihangir civarında yaşadığını öğrendik. Gece önce Taksim’e ardındansa Cihangir’e gittik ve oradaki işletmelere Musa ağabeyi sorduk, onların yardımıyla kendisine ulaştık.

Altında eski bir kot ve spor ayakkabı, üzerinde ise gömleği vardı. Saçları arkaya doğru taranmıştı. Elindeki gazeteye sarılı bira şişesinden ve halinden oldukça sarhoş olduğu belliydi.

Röportaj yapmak istediğimizi söyledik, “zamanım yok” dedi. Israr ettik, bu sefer de “televizyon veya gazetede çıkacak ise asla olmaz” diyerek reddetti. İnternette yayınlanacağını söyledik, “en fazla 5 dakika konuşur, ona da 50 lira alırım” dedi. Sanırım kabul edeceğimizi sanmıyordu ama kabul ettik, mecbur kalarak röportajı verdi. Muhabbete başladık 5 dakikalar ardı ardına geçmeye başladı… Biz röportaja başladığımızda gece 02.11, bittiğinde ise 02.50 idi…

 

Musa Ağabey, burada herkes seni biliyor ama pek de tanımıyorlar. İstersen senin öykünle başlayalım. Nereden geldin buraya, ne zamandır sokaklarda yaşıyorsun?

Boşver benim öykümü. Nereden biliyorsun benim sokakta yaşadığımı?

Seni bulmak için sorduğumuz bir iki kişi sokakta yaşadığını söyledi.

Bu yalan, yanlış. Yaşadığım yer sokak değil. Doğrusu ben parkta yaşıyorum. Gel benim yattığım yere bak, onların yaşadığı yerden daha güzel. O dedikleri, o yorumları yanlış.

Peki, buradakiler senin için üç dil biliyor diyorlar. Gerçekten biliyor musun üç dil?

Yalan. Üç dil bilmiyorum. Sadece Türkçe ve İngilizce biliyorum.

İngilizceyi nerede öğrendin?

Ben 13 yaşında gurbete çıktım. Kars’tan geldim İstanbul’a. Çocuktum.

İngilizce’yi nerede öğrendin?

Ne yapacaksınız İngilizce’yi nereden öğrendiğimi?

İnsan merak ediyor ama?

Kendi anamın dilinden öğrendim. Oldu mu? Yeterli mi?

Ailenle mi geldin İstanbul’a?

Hayır, tek başıma geldim.

Peki, neden böyle birşey yaptın? İstanbul’a gelme amacın neydi?

İstanbul’u göreyim istedim. Okulda bir kız vardı. İstanbulluydu. İstanbul’u göreyim de gerekirse ölürüm dedim.

İstanbul’da sokaklar güvenli mi? Rahat yaşayabiliyor musun?

Evet, sokak güvenli. Çok güvenli.

Mesela burada hırsızlık falan olmaz mı? 

Hırsızlık olur. Yolun ortasına düşersen, hırsızlık olur tabii. Kendini koruman lazım.

Herhangi biri sokakta bir gece geçirebilir mi? Mesela ben bu gece bu köşede uyuyabilir miyim?

Uyursan başını bir iki kişi sarar. [Gülüyor…]

Uyuyacaksan çok dikkatli olman lazım.

Sen kendini korumak için ne yapıyorsun? Burada birbirinize destek olduğunuz, birbirinizi kolladığınız arkadaşların var mı?

Var.

Polislerle aran nasıl? Sorun çıkıyor mu?

Burada herkes beni tanır, bilir.

Son zamanlarda çok sayıda Suriyeli de İstanbul’a geliyor. Onlar ne yapıyor? Senin kaldığın parkta Suriyeli var mı?

Yok Suriyeli. Bizim oraya giremezler.

Onlar Gezi Parkı’nın oralarda kalıyorlar herhalde?

Bilmiyorum ama buraya giremezler.

Gezi Parkı olayları sırasında ne yaptın? Buralar hareketli miydi?

O zaman cezaevindeydim.

Neden?

Kişisel mesele.

Felsefeyle ilgili misin? Hiç okudun mu, okuyor musun?

Felsefeyle ilgiliyim tabii ki. Ama okuduğumu okudum artık okumuyorum, yaşıyorum.

Kendine yakın hissettiğin filozof var mı?

Bir iki tane sevdiğim filozof var.

Kim onlar? İnsanlara onlar üzerine okumalarını, çalışmalarını önerir misin?

[Yaklaşık 40 saniyelik bir sessizliğin ardından:] Şimdi var ya “öneririm” dersem çok yanlış yapmış olurum. İki tane aklımda isim var, hiçbirşey söyleyemem.

Nietzsche veya Foucault mu mesela?

Ben sol görüşlü bir insanım. Ancak sol düşüncedekileri, bu alandaki teorisyenleri bile kendime yakın göremiyorum.

Madem politikadan konu açıldı. Türkiye’nin siyasetini nasıl buluyorsun?

Yarın iç savaş çıkabilir. Bu memleket böyle yürümez.

Önerin var mı?

[Sağdan, soldan politikacılara bolca küfürlü bir muhabbet]

Desteklediğin bir siyasi parti var mı?

CHP’liyim ben. Yıllardan beri ailece CHP’liyiz.

Ailen de burada mı şimdi? Yoksa hala Kars’ta mı?

Kars’ta yok artık kimse. Bursa’da orada burada ailem. Ama hepsi CHP’ye oy kullanır.

Yaşadığın yerden, memnun musun?

Benim kaldığım yere gel, orada yaşayamazsın. Benim yerim orası değil. [Karşımızdaki apartman dairelerini işaret ederek:] Benim yerim buralar.

Peki burada sana sataşan, karışan oluyor mu?

Bana burada kimse birşey yapamaz. Kalbini alırım onun. Zaten öyle de birşey olmaz. Ben burada kimseden birşey istemiyorum ki. Buradan geçiyor, gidiyorum.

Yemeği nereden buluyorsun? Karnını nerede doyuruyorsun.

Burada herkes bana para verir ama almam. İstediğim yerde de gider yemeğimi yerim, karışmazlar.

Sen 13 yaşında İstanbul’a geldiğinde neler yaptın? O zamanlar Türkiye nasıldı?

O zamanlar Türkiye çok güzeldi ama ben beyinsizdim. Ne yapalım? [Gülüyor]

Ben ilk geldiğimde çocuktum. Sigara satıyor, tombalacılık yapıyordum. Çalışıyordum.

İlk geldiğinde de mi Cihangir civarında yaşıyordun? Ne zaman geldiğin Cihangir’e?

Ben 20 senedir buradayım.

Yaşın kaç hocam?

63 falan…

Bunca yıldır İstanbul’dasın. Hiç aşk yaşadın mı? Sevdiğin bir kadın oldu mu?

[Ciddi ciddi fırça yiyoruz:] Bu nasıl soru? Sana ne? Ayıp denen bi’şey var…

Son olarak ne söylemek istersin?

Hayatta kimseye, hiç kimseye güvenmeyin. Arkanı hiç kimseye dönme. İnsanı arkasından vuruyorlar.

Hayatta pişmanlığın oldu mu?

Oldu tabii ki. Güvendim, bu hale geldim… Güvendim ve bu hale geldim.

Kime güvendin? Ne yaptı sana? Arkadaşın mıydı?

Yok. Arkadaşım olsa öldürürdüm onu. Kendi kardeşimdi. Arkadaşım olsa canını alırdım.

Kardeşin yaptı demek?

Bilerek yapmış, bilmeyerek yapmış… Orasını bilmiyorum.

Sildin mi kardeşini defterden?

Silmedim de… Herşey zamanla olur. Zamana bıraktım. Bakacağız bir çaresine… [Gülmeye başlıyor…]

Ne içiyorsun şimdi, alkol tercihin var mı?

Ben bu hayatta kimseye yanlış yapmadım. Aileme de yapmadım, kimseye de yapmadım. Kimse bende eksiğini bulamaz, kimsenin hakkını yemedim. Birisi bu bana şunu yaptı, hakkımı aldı desin o an ölürüm.

Mutlu musun?

Mutluyum. İnsan olduğum için mutluyum. 40 sene aç kalsam da yine mutluyum.

Şimdi siz daha çocuksunuz. Size şunu söyleyeyim: Paralı herkes kendisini taşıyabilir, parasız kimse taşıyamaz.

Bu büyük bir laf… “Herkes parası olunca adam olabilir ama olmayınca ne kadar adam kalabildiği önemli” mi diyorsun?

Paralı herkes yaşayabilir, önemli olan parasız da yaşayabilmek…

Ben yoruldum artık. Bu kadarı yeterli mi?

Yeterli. Teşekkürler.  Sağolasın…

 

Not 1: Röportajla ilgili yaptığınız yorum ve paylaşımlar bizi mutlu ve teşvik ediyor.

Not 2: Gelecek ay kiminle röportaj yapmamızı istersiniz? Sayfanın sol alt köşesindeki ankete katılıp, oy kullanabilirsiniz.



“Sokakta Yaşayan Adam ile Muhabbet” için 3 cevap

  1. Ayse diyor ki:

    sarhos olmayan, daha katilimci, insanlarin pek tanimadigi biriyle de roportaj yapabilir misiniz? Musa bende fazla asi ve bastan savusturan biri izlenimi yaratti. Ayrica, sokakta yasayan kadinlarimiz da var. Yok mu? Onlardan biriyle de roportaj yapabilirseniz buyuk bir ilgiyle okurdum. Tesekkurler…

  2. Alperen D. diyor ki:

    Amcamız sarhoş olmasa çok daha keyifli bir sohbet ortaya çıkabilirmiş fakat yine de çok şaşırtıcı ve etkileyici olmuş 🙂

  3. cem diyor ki:

    Merhaba guzel roportajlar. Farkli evsizlerlede yapmanizi oneririm ve ilgi ile okurum. Cok farkli hayat oykuleri ve sokak yasaminin nasil olduguna dair bilgiler sunar. Yasamlarini nasil surdurduklerini merak ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Visit Us On TwitterVisit Us On FacebookCheck Our Feed